|
|
|
SSCB
Sonrası Dönemde Türkiye-Ermenistan İlişkileri
Ali
Faik DEMİR*
Özet
SSCB sonrasında Türkiye’nin dış politikasında yeni bir açılım
fırsatı karşısına çıktı: Kafkasya. Bu bölgede ve özellikle üç
bağımsız devletten oluşan Güney Kafkasya’da, Türkiye için en
kritik ve hassas konumdaki ülke ise Ermenistan’dı. Türkiye Ermenistan
ilişkileri, geçmişten gelen olumsuz mirasa rağmen, SSCB sonrasında
kısmen de olsa farklı bir düzleme getirilmek istendi. Bu doğrultuda
Petrosyan döneminde iki tarafın da olumlu girişimleri görüldü,
fakat bu süreçte ortaya çıkan Yukarı Karabağ sorunu ilişkileri
belirler hale geldi. Halefi Koçaryan döneminde, Yukarı Karabağ
sorununun yanında Diaspora’nın etkisi arttı ve yine buna bağlı
olarak sözde “soykırım” konusu gerek ikili ilişkilerde gerekse
uluslararası platformlarda daha fazla gündeme getirilmeye başlandı.
Türkiye ile ilişkilerin bozulacağı düşünülen Koçaryan döneminde
şahin bir söylemle yola çıkılmasına rağmen özellikle ikinci
başkanlık döneminde bir yumuşama yaşandı. Resmi ilişkilerin
ve görüşmelerin dışında, ikili ilişkilerde olumlu, barışçı ve
önyargısız bir ortam sağlamak için 2001’de kurulan Türk-Ermeni
Barış Komisyonu önemli bir adım olarak kabul edildi.
Anahtar kelimeler: Diaspora, Koçaryan, Petrosyan, Yukarı
Karabağ, Türk-Ermeni Barış Komisyonu.
Turkish
– Armenian Relations in the Aftermath of the USSR
Abstract
Following the collapse of the USSR, Turkey acquired a new opportunity
concerning its foreign policy: Caucasus. In this whole region
and especially in the southern Caucasus composed of three independent
states, Armenia occupied the most critical and the most sensitive
issue. Turkey, despite the historical negative legacy, tried
to establish a different base for its relations with Armenia,
succeeding the dissolution of the Soviet Union. According to
this, it is possible to observe positive steps undertaken by
the two sides under the presidency of Petrosian, but the Nagorno-Karabakh
question became the decisive factor of the bilateral relations
during this same period. During the presidency of his successor
Kocharian, other than Nagorno-Karabakh problem, Diaspora communities
gained influence. This led the so-called “genocide” issue to
constitute an important subject of the international agenda
in bilateral relations as well as in other international platforms.
Despite the Kocharian’s hawkish rhetoric in the beginning, which
caused the deterioration of the bilateral relations, during
the second term of his presidency, a certain détente has been
observed. Apart from official relations and negotiations, the
Turkish-Armenian Peace Commission, founded in 2001 with the
intention to establish a positive, peaceful and free of prejudice
platform constitutes an important step.
Keywords: Diaspora, Kocaryan, Petrosyan, Nagorno Karabagh,
Turkish-Armenian Peace Commission.
--------------------------------------------------------------------
*
Yrd. Doç.Dr., Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler
Bölümü Öğretim Üyesi.
|